<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570</id><updated>2012-02-21T22:55:44.301+02:00</updated><category term='İletişim'/><category term='Ekonomi'/><category term='Magazin'/><category term='Manşet'/><category term='hayaletyazar'/><category term='Teknoloji'/><category term='Spor'/><category term='Dünyadan'/><category term='Logger'/><category term='Müzik'/><category term='Fragman'/><category term='Program'/><category term='Bloggazetesi'/><category term='Keşiş'/><category term='sinema'/><category term='Güncel'/><category term='blogspot'/><category term='sağlık'/><category term='Blogger'/><category term='Ben Yazıyorum'/><category term='Oyunbox'/><category term='Video'/><category term='Haber Gönder'/><title type='text'>SevenTurka.com - Haber Blogu</title><subtitle type='html'>Teknoloji,sinema,müzik,video,spor, magazin ve dünyadan haberleri bulacağınız güncel paylaşım adresiniz.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/-/sa%C4%9Fl%C4%B1k'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/search/label/sa%C4%9Fl%C4%B1k'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/-/sa%C4%9Fl%C4%B1k/-/sa%C4%9Fl%C4%B1k?start-index=26&amp;max-results=25'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>37</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-4514952936374527241</id><published>2011-10-04T16:24:00.003+03:00</published><updated>2011-10-04T16:28:22.407+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Manşet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Denge bilekliği uyarısı</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Son dönemde çok revaçta olan rengarenk bilekliklerle ilgili Sağlık Bakanlığı'ndan tüketicilere uyarı geldi. Özellikle ünlü sporcular ve sanatçılar tarafından takılan "Power Balance" adlı bilekliklerin kişiye denge ve güç sağladığı iddiasına karşı işlem başlatacağını duyuran bakanlık, araştırmalar sonucunda böyle bir şeyin söz konusu olmadığını bildirdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü Piyasa Gözetimi ve Denetimi Daire Başkanlığınca yapılan incelemelerde; 'Germanyum/Titanyum vb. alaşımlı, manyetik alan etkili olduğu ifade edilen ve bel, baş, sırt, bilek, dize takılarak kullanılan ürünlerin' medyada reklam ve satışının yapıldığı tespit edilmiştir" denildi.&lt;/div&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-5FT6fjHXNVo/TosJi5OtNYI/AAAAAAAADZU/sfaUcnOCltk/s400/denge%2Bbilekligi.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 334px; height: 250px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5659627851803866498" /&gt;&lt;b&gt;İYİ GELMEDİĞİ ŞEY YOK!&lt;/b&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Açıklamada, satışı yapılan bu ürünlerin, kireçlenme, eklem ağrısı, migren, nefes darlığı, lif dokusu iltihabı, karpal tünel sendromu, siyatik sinir hücresi harabiyeti, kalça ve diğer eklem ağrıları, göz hastalıkları gibi rahatsızlıkları iyileştirdiği/iyileşmesine yardımcı olduğu, ruh sağlığını düzeltici etkileri bulunduğu, hücre zarlarını stabilize ettiği, AIDS'e sebep olan virüsün çoğalmasını engellediği, kan kanserinin bazı formlarını iyileştirdiği ve benzeri pek çok hastalığın tedavisinde yardımcı olduğunun iddia edildiği hatırlatıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;UZMANLAR ARAŞTIRDI VE UYARDI&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Söz konusu ürünlerle ilgili olarak İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü bünyesindeki uzmanların bir araştırma yaptığı belirtilen açıklamada şöyle denildi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Toplantı sonucunda bu ürünlerin;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Ambalaj ve etiketlerinde belirtilen veya tanıtım ve reklamlarında ifade edilen tıbbi faydalar konusunda klinik çalışmalar ve kanıtlanmış bilimsel dayanaklardan yoksun olduğu, bilimsel olarak kabul edilebilir verilere sahip olmadığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) Bu ürünlerin sağladığı ifade edilen tıbbi faydaların tüketiciyi yanıltıcı olduğu, tüketiciyi tereddüde düşürdüğü ve haksız rekabete yol açtığı sonucuna varılmıştır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıklamada, bu ve benzer ürünlere karşı aktif piyasa gözetim ve denetim faaliyetlerinin yürütüldüğü de vurgulandı. Denetimler sonucunda bu ürünlerin üretim, ithalat veya satışını yapanların tespit edileceği kaydedilen açıklamada, bu kişi ve kurumlara idari yaptırımlar uygulanacağı ifade edildi. Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, tüketiciler de bu ürünler hakkında uyarılarak, "Tüketicilerin bu ürünlerin sağladığı iddia edilen tıbbi faydalara itibar etmemeleri gerekmektedir" denildi. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;(GAZETEPORT)&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-4514952936374527241?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/4514952936374527241/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2011/10/denge-bilekligi-uyars.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/4514952936374527241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/4514952936374527241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2011/10/denge-bilekligi-uyars.html' title='Denge bilekliği uyarısı'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-5FT6fjHXNVo/TosJi5OtNYI/AAAAAAAADZU/sfaUcnOCltk/s72-c/denge%2Bbilekligi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-1610616887816751915</id><published>2010-11-29T20:56:00.001+02:00</published><updated>2010-11-29T20:58:52.891+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Manşet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Şimdi nar zamanı!</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TPP3at52SzI/AAAAAAAACr0/RPV1GdVkr00/s1600/291120101533565949995_2%255B1%255D.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 125px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5545047604594101042" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TPP3at52SzI/AAAAAAAACr0/RPV1GdVkr00/s200/291120101533565949995_2%255B1%255D.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Narın meyve, meyve kabuğu, dal ve kök kabuklarının farklı içerikler ve farklı kullanım alanları bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada, bu nedenle narın hangi kısmının kullanıldığının önemli olduğunu söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Yeşilada, ishalden, damar sertliğine, menopozdan boğaz enfeksiyonlarına kadar bir çok hastalıkta olumlu etkileri bulunan narın farmakolojik özellikleri ve yararları hakkında şu bilgileri veriyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Meyve suyu yüksek antosiyanin türevi içeriğine bağlı olarak kuvvetli antioksidan etkili ve özellikle kalp ve dolaşım sistemi işlevleri üzerinde etkinliği dikkat çekiyor. Meyvelerinin kabukları ise gallotanen tipi polifenolik bileşikler bakımından zengindir. Yapılan bilimsel çalışmalar, bağırsak enfeksiyonlarına ve boğaz enfeksiyonlarına yol açan mikroorganizmalar üzerinde etkili olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle, nar meyvesi kabukları bağırsaklarda hem ishale yol açan mikroorganizma üzerinde etkisini gösteriyor, hem de astrenjan (büzücü) etkisine bağlı olarak ishalin tedavisine yardımcı oluyor. Gargara şeklinde uygulandığında ise boğaz enfeksiyonunun tedavisinde yararlı oluyor. Nar ağacının dal ve kök kabukları ise çok daha farklı kullanıma sahiptir. Tedavide sadece tenya düşürücü olarak kullanılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ŞİMDİ NAR ZAMANI! &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Meyve ve sebzelerin antioksidan etkili maddeler bakımından zengin olduğu ve tüketilmeleri ile kalp-damar hastalıkları ve kanser gelişimi riski ve bu hastalıklara bağlı ölümlerde önemli azalma sağlanabildiği artık herkes tarafından bilinen bir gerçek. İşte antioksidan içeriği bakımından dikkati çeken bir meyve de ‘nar’. Manavlarda, marketlerde tezgahlar boy boy, renk renk, nar meyveleri dolu. Taze sıkılmış veya fermente edilmiş nar suyunun antioksidan etkisinin yüksek olduğu bilimsel olarak ortaya konulmuş. Bu etkisi bakımdan kırmızı şarap ve yeşil çaydan daha kuvvetli etkili olduğu ifade ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle son yıllarda fenolik bileşiklerinin etkinliğini ortaya koyan yayınlanmış çok sayıda bilimsel çalışmaya rastlanıyor. Esasında antioksidan etki hem nar meyvesinin kabukları, hem nar suyu ve hem de çekirdekleri için söz konusu. Nar suyunun etkisinde kırmızı rengini veren bileşenlerinin rolü büyük. Ancak meyve kabuklarının antioksidan etkisi meyve suyundan çok daha fazla bulunmuş. Zaten halk arasında da kurutulmuş nar meyvesinin kabukları ishallerde çay gibi demlenip içiliyor. Aman, "madem meyve kabuğu daha etkiliymiş", diye düşünüp meyve kabuğu yemeye kalkmayın. Etkisinin daha kuvvetli olması daha güvenli olduğu anlamına gelmez, taşıdığı bazı maddeler (çok düşük oranda alkaloid) nedeniyle fazla miktarda tüketilmemesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;NARIN DAMAR SERTLİĞİNE ETKİSİ &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Nar suyunun damar sertliği (ateroskleroz) riskini azaltıcı etkisinde en önemli faktörün LDL'nin (kötü huylu kolesterolün) oksitlenerek daha zararlı şekli VLDL'ye dönüşmesini engellemesi ile ilişkili olabileceği düşünülüyor. Yüksek tansiyonlu hastalarda (62-77 yaşlarında) 15 gün süre ile günde 50 ml (bir çay bardağı) nar suyu verilmesi ile enfarktüs riskini artıran faktörlerden biri olarak kabul edilen serum ACE değerleri üzerinde yüzde 36 düşme sağlarken, yüksek tansiyon üzerinde sadece yüzde 5 bir azalma sağlayabilmiştir. Bu çalışmada hastaların hiç birinin sigara içmediği vurgulanmış. Çünkü sigaranın zararlı oksijen radikalleri oluşturduğu biliniyor ve bu da deney sonuçları üzerinde doğrudan olumsuz etki yapacaktır. (ntvmsnbc)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-1610616887816751915?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/1610616887816751915/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/11/simdi-nar-zaman.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/1610616887816751915'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/1610616887816751915'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/11/simdi-nar-zaman.html' title='Şimdi nar zamanı!'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TPP3at52SzI/AAAAAAAACr0/RPV1GdVkr00/s72-c/291120101533565949995_2%255B1%255D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-5718948170223714572</id><published>2010-11-28T14:16:00.003+02:00</published><updated>2010-11-28T16:32:23.044+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Kansere karşı iPhone</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TPJIXBJUJQI/AAAAAAAACq0/1ykRQt7MCWI/s1600/images%255B1%255D.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 160px; FLOAT: left; HEIGHT: 112px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544573651528197378" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TPJIXBJUJQI/AAAAAAAACq0/1ykRQt7MCWI/s200/images%255B1%255D.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Cilt kanserinin dünyada en çok görüldüğü ülke olan Avustralya'da ölümlerin önüne geçebilmek için geliştirilen uygulamada, hava durumu ve ultraviyole (UV) ışınlarının en yüksek seviyede olduğu zaman dilimleri yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanıcının nerede olduğunu belirlemek için GPS teknolojisini kullanan uygulama, UV ışınlarının yoğunluğuna göre kullanıcıyı otomatik alarm sistemiyle uyarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avustralya'da her sene ortalama 1850 kişi cilt kanseri nedeniyle yaşamını yitiriyor. (Posta)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-5718948170223714572?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/5718948170223714572/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/11/kansere-kars-iphone.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/5718948170223714572'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/5718948170223714572'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/11/kansere-kars-iphone.html' title='Kansere karşı iPhone'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TPJIXBJUJQI/AAAAAAAACq0/1ykRQt7MCWI/s72-c/images%255B1%255D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-8809072550193502880</id><published>2010-11-24T20:31:00.003+02:00</published><updated>2010-11-24T20:33:16.867+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Manşet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Ofiste Bizi Bekleyen Hastalıklar</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TO1aFaFiE1I/AAAAAAAACoM/fHRlt98AYY8/s1600/fft2mm404951%255B1%255D.jpg"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 150px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5543185765311320914" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TO1aFaFiE1I/AAAAAAAACoM/fHRlt98AYY8/s200/fft2mm404951%255B1%255D.jpg" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;Kas–iskelet Sistemi&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kaslar kullanılmamaya bağlı zayıflıyor ve vücudun tüm yükleri iyi emmeden ve dengelenmeden kemik ve eklemlere biniyor. Buna bağlı olarak sırt, bel ağrıları, boyun ve bel fıtıkları, öncelikle dizlerde olmak üzere kıkırdak aşınmaları gerçekleşiyor. Sürekli klavye kullanmaya bağlı dirsek, ön kol ve el bileğinde adale hastalıkları yaşanıyor. İleri yaşlarda osteoporoz görülme riski artıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Dolaşım Sistemi&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sürekli stres, yüksek tansiyon ve kalp damar hastalıkları (kalp krizi gibi) yaşanabiliyor. Ek olarak azalmış bedensel aktivite ve aşırı beslenme sonucu yüksek kolesterol görülme olasılığı artıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Psikoloji&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sürekli stres hali insanlarda depresyon, öfke, mutsuzluk, uyumsuzluk gibi sorunların ortaya çıkmasına sebep oluyor. Büro çalışması ayrıca mide, barsak, mesane ve idrar yollarına kadar birçok rahatsızlığa neden oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yapılması Gerekenler&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Düzenli fiziksel aktivite, bioritme uygun çalışma, uyuma ve dinlenme, lifli beslenme, rafine gıdalardan ve katkı maddelerinden uzak durma, sosyal gruplara üye olma ve çevre ile ilişkileri iyi tutma faydalı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fizyoterapi Uzmanı&lt;br /&gt;Doç. Dr. Turan Uslu&lt;br /&gt;(Hürriyet)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-8809072550193502880?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/8809072550193502880/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/11/ofiste-bizi-bekleyen-hastalklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/8809072550193502880'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/8809072550193502880'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/11/ofiste-bizi-bekleyen-hastalklar.html' title='Ofiste Bizi Bekleyen Hastalıklar'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TO1aFaFiE1I/AAAAAAAACoM/fHRlt98AYY8/s72-c/fft2mm404951%255B1%255D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-1437021059300122946</id><published>2010-11-23T00:21:00.001+02:00</published><updated>2010-11-23T00:23:26.403+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Manşet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Bu bitkilere dikkat!</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TOrtFKdN8pI/AAAAAAAACmg/bVdN1BQRcoE/s1600/zerdecal%255B1%255D.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 150px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542502964394848914" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TOrtFKdN8pI/AAAAAAAACmg/bVdN1BQRcoE/s200/zerdecal%255B1%255D.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Ege Üniversitesi Tıbbi Onkoloji anabilim dalından Doç. Dr. Canfeza Sezgin, kansere karşı koruyucu etkisi olan bitki ve meyveleri kitaplaştırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aloe veranın, cilt kanserlerinden korunmada yararlı olabileceği düşünülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Arı poleni, akciğer, beyin, kalın bağırsak, lösemi, malign, melanom, meme ve prostat kanserinde etkili. Ayrıca akciğer kanserine karşı koruyucu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Biberiye, akciğer, cilt, kalın bağırsak, lösemi ve meme kanserine karşı koruyucu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Karayılan otu, prostat kanserinin tedavisinde etkili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Brokoli, idrar yolları ve idrar torbası, kalın bağırsak ve meme kanserleri ile mücadelede etkili ve koruyucu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Buğday çimi, meme kanserinde etkili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Devedikeni, akciğer, baş-boyun, idrar yolları ve idrar torbası, kalın bağırsak, prostat kanserine karşı etkili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Cezayir menekşesi, çeşitli organ kanserleri, lenfoma ve löseminin tedavisinde yardımcı. (Ancak, doktor kontrolü dışında kullanılmaması gerekir. Zararlı yan etkiler yapabildiği unutulmamalı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Çemenotu, kalın bağırsak, karın zarı, kemik, lösemi, meme kanserinin tedavisinde etkili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kızılcık, akciğer, baş-boyun, kalınbağırsak, karaciğer, meme, prostat, yemek borusu ve yumuşak doku kanserlerinde etkili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Çörekotu, akciğer, baş-boyun, kalınbağırsak, karaciğer, karın zarı, lösemi, lenfoma, meme, pankreas, prostat, yumuşak doku kanserlerinin tedavisinde yardımcı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Beyaz, kara ve kırmızı dut, yüzyıllardır geleneksel Çin ve Japon tıbbında kullanılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ekinezya, kalın bağırsak ve pankreas kanserinde etkili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Greyfurt, kansere karşı koruyucu etkisi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Isırganotu, prostat kanserinde etkili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Karahindiba, kalınbağırsak, karaciğer, lösemi, malign melanom, meme ve rahim kanserinin tedavisinde yardımcı olabileceği düşünülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Keten tohumu, kalınbağırsak, malign melanom, meme ve prostat kanserinde etkili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kudret narı, baş-boyun, cilt, idrar yolları ve idrar torbası, lenfoma, lösemi, malign melanom, meme ve prostat kanserlerinde etkili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Nar, baş-boyun, kalınbağırsak, lösemi, meme ve prostat kanserlerinde etkili. Narın, ayrıca kansere karşı koruyucu etkisi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ökseotu, akciğer, baş-boyun, karaciğer, karın zarı ve meme kanserinde etkili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sarımsak, meme kanserinde etkili. Sarımsak, ayrıca kalınbağırsak, mide ve prostat kanserlerine karşı koruyucu etkisi bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Üzümde bulunan kimyasal maddelerin, kanser, kalp-damar hastalığı, sinir sistemi hastalıkları üzerine koruyucu ve tedavi edici özellikleri olduğu saptanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yabanmersini, kalınbağırsak ve lösemide etkili.n Zencefil, akciğer, kalın bağırsak, karaciğer, lenfoma, lösemi, malign melanom, meme, mide, pankreas ve yumurtalık kanserinde etkili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Zerdeçal, baş-boyun, cilt, idrar yolları ve torbası, kalın bağırsak, meme, mide, pankreas ve rahim ağzı kanserinde etkili. Yeni yapılan çalışmalar, zerdeçalın kanser hücrelerinin çoğalmasını engellediğini ortaya koydu. Zerdeçal kanser hücrelerini yaşatan enzimin aktivitesini azaltıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-1437021059300122946?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/1437021059300122946/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/11/bu-bitkilere-dikkat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/1437021059300122946'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/1437021059300122946'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/11/bu-bitkilere-dikkat.html' title='Bu bitkilere dikkat!'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TOrtFKdN8pI/AAAAAAAACmg/bVdN1BQRcoE/s72-c/zerdecal%255B1%255D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-7386352927119467009</id><published>2010-11-10T16:26:00.004+02:00</published><updated>2010-11-21T21:24:28.095+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Kurban Bayramı'nda yeme içmeye dikkat!</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TNqrv9_iB2I/AAAAAAAACc4/LwAnEDJkBG4/s1600/fft2mm396249%255B1%255D.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 195px; FLOAT: left; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5537927532388681570" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TNqrv9_iB2I/AAAAAAAACc4/LwAnEDJkBG4/s200/fft2mm396249%255B1%255D.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Etler proteinlerin en önemli kaynaklarıdır. İyi kalite proteinin yanı sıra yağ, çeşitli mineraller ve vitaminleri de içermelerine rağmen C ve E vitaminini içermezler. Bu nedenle etlerin sebzelerle birlikte pişirilmesi veya etlerin yanında sebzelerin de tüketilmesi sağlıklı beslenme için gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle şişmanlık, kalp-damar hastalığı, diyabet, hipertansiyon, mide rahatsızlığı vb. sağlık problemi olan bireyler ve yaşlılar beslenmelerine dikkat etmelidir.. Kırmızı et, tatlı ve hamur işleri tüketiminin artması; buna karşılık sebze, meyve ve kurubaklagil tüketiminin azalması sıkıntıyı daha da artırır. Özellikle yağlı etler doymuş yağı fazla miktarda içerdiklerinden bu bireyler az yağlı olanları tercih etmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvanın iç yağları yemeklere lezzet vermek amacıyla kullanılmamalıdır. Etler aynı zamanda sindirimi zor olan besinlerdir. Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik pişirmede ve sindirimde zorluk yaratır. Bu nedenle özellikle sindirim sistemiyle ilgili problemi olan bireyler bu etleri hemen tüketmemeli, buzdolabında birkaç gün beklettikten sonra tüketmeyi tercih etmelidir. Etleri pişirme yöntemi haşlama veya ızgara olmalı ve pişirme sırasında yağ ilavesi yapılmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Su tüketimi &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Su metabolizmanın devamı, sağlığı ve arınması için çok önemli olduğu kadar, kişiler üzerindeki rahatlatıcı etkisiyle de vazgeçilmezdir. Bayram boyunca günde en az 8-10 bardak su içilmeli, sık sık ikram edilen çay, kahve, asitli-gazlı içeceklere hayır denilebilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayram ziyaretleri sırasında tüketilen fazla çay ve kahve tüketimi uykusuzluk, kalpte ritim bozuklukları, mide problemlerine sebep olabileceğinden bu tür içecekler tüketilirken miktarlarına dikkat edilmelidir. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;• Alkol tüketilecekse şarap veya light bira tercih edilmeli ve aşırıya kaçılmamalı,&lt;br /&gt;• Açık havada 30-60 dakikalık yürüyüşler yapılmalı,&lt;br /&gt;• Vücudu toksinlerden arındıran yani antioksidan etkisi bulunan, posa kaynağı meyve ve sebzeye ağırlık verilmelidir. (posta/sağlık - Taylan Kümeli)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-7386352927119467009?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/7386352927119467009/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/11/kurban-bayramnda-yeme-icmeye-dikkat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/7386352927119467009'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/7386352927119467009'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/11/kurban-bayramnda-yeme-icmeye-dikkat.html' title='Kurban Bayramı&apos;nda yeme içmeye dikkat!'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TNqrv9_iB2I/AAAAAAAACc4/LwAnEDJkBG4/s72-c/fft2mm396249%255B1%255D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-8923336710841367615</id><published>2010-11-02T20:58:00.003+02:00</published><updated>2010-11-02T21:00:24.901+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Kereviz hafızayı güçlendiriyor</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TNBfdzL8uaI/AAAAAAAACYo/TiPiaOEsvj8/s1600/161020102317571850908_2%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 193px; FLOAT: left; HEIGHT: 102px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5535028907599509922" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TNBfdzL8uaI/AAAAAAAACYo/TiPiaOEsvj8/s200/161020102317571850908_2%5B1%5D.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;ABD’li bilim adamları tarafından yürütülen araştırmalar, kerevizin bunamayı geciktirdiğini ve hafızayı güçlü kıldığını ortaya koydu. Illinois Üniversitesi uzmanlarına göre kereviz ve biberde yoğun olarak bulunan bir kimyasal eyin hücrelerinin daha uzun süre aktif kalmasını sağlıyor. Buna göre “luteilion” isimli bu kimyasal yaşlanmaya bağlı olarak düşüşe geçen beyin hücrelerini yenilemeye yardımcı oluyor. Aynı madde, daha az miktarda olmasına rağmen biberde de bulunuyor. (gazetevatan/sağlık)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-8923336710841367615?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/8923336710841367615/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/11/kereviz-hafzay-guclendiriyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/8923336710841367615'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/8923336710841367615'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/11/kereviz-hafzay-guclendiriyor.html' title='Kereviz hafızayı güçlendiriyor'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TNBfdzL8uaI/AAAAAAAACYo/TiPiaOEsvj8/s72-c/161020102317571850908_2%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-427415353601242560</id><published>2010-10-30T23:15:00.004+03:00</published><updated>2010-10-31T20:19:33.077+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Manşet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Soğuktan tahin ile korunun</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TMx9ZDxXDvI/AAAAAAAACWw/RE_L0GhAji0/s1600/fft2mm374467.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 169px; FLOAT: left; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5533935911594036978" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TMx9ZDxXDvI/AAAAAAAACWw/RE_L0GhAji0/s200/fft2mm374467.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Havaların soğumasıyla birlikte vücut direncinin düşmesi sonucu hastalıklara yakalanmamak için tahinin bolca tüketilmesi gerektiği belirtildi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Musa Özcan, faydaları saymakla bitmeyen besinlerden biri tahinin tüketiminin yılın belirli aylarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;VÜCUDA ENERJİ VERİYOR&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzde 100 doğal bir gıda ürünü olan tahinin vücuda enerji verdiğini ifade eden Özcan, "Tahin, gereksinim duyduğumuz yağ asitlerinin oluşmasına da katkı sağlar. Ayrıca besinlerin midemizde uzun süre kalmasına yardımcı olarak acıkmayı geciktirir" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahinin hammaddesi olan susamın yüzde 30’un üstünde protein, yüzde 55 oranında yağ içerdiğini anlatan Özcan, şunları kaydetti: "Tahinin tüketimi sade olduğu gibi bal ve pekmez gibi tatlılarla birlikte de tüketilebilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca fırın ürünleriyle birlikte tüketimi de söz konusudur. Hafif laksatif ve idrar söktürücü özelliğinin yanı sıra A, B ve E vitaminlerince de zengindir. Mineral olarak demir ve kalsiyumca zengindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;DAMAR SERTLİĞİ VE TIKANIKLIĞINI ENGELLİYOR&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahinin en büyük özelliği protein, vitaminler, mineraller, antioksidanlar, esansiyel yağ asitler ve lesitin bakımından çok zengin olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçerdiği Omega-9 oranı ve antioksidanlar nedeniyle ısıya ve ışığa karşı dayanıklıdır. İçeriğinde sesamol, sesamolin ve sesamin gibi doğal antioksidanlar mevcuttur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan tahinde fazlaca bulunan E vitamini çok güçlü bir antioksidandır. Bu antioksidanlar hücre yapısının bozulmasının yanı sıra, damar sertliği ve tıkanmaları engeller."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİYOR&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahinin bağışıklık sistemini de güçlendirdiğini dile getiren Özcan, tahinin vücüda alınan ağır metaller, zehirli bileşikler ve bazı ilaçların yarattığı toksinlere karşı koruma sağladığını bildirdi&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-427415353601242560?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/427415353601242560/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/10/soguktan-tahin-ile-korunun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/427415353601242560'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/427415353601242560'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/10/soguktan-tahin-ile-korunun.html' title='Soğuktan tahin ile korunun'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TMx9ZDxXDvI/AAAAAAAACWw/RE_L0GhAji0/s72-c/fft2mm374467.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-4973709243350141349</id><published>2010-10-27T14:00:00.001+03:00</published><updated>2010-10-27T14:02:21.495+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Manşet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Mandalina kanser riskini azaltıyor</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TMgGgS5v48I/AAAAAAAACVI/oTc1eIVyTJI/s1600/mandalina%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 150px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5532679294124286914" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TMgGgS5v48I/AAAAAAAACVI/oTc1eIVyTJI/s200/mandalina%5B1%5D.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Uludağ Üniversitesi (UÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Başdiyetisyeni Sevinç Yetişen, mandalinanın turunçgiller familyasından tatlı, kokulu, lezzetli ve vitamin açısından zengin bir meyve olduğunu belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetişen, yapılan araştırmalarda mandalinaya turuncu rengini veren karoten nedeniyle karaciğer hastalıkları, damar sertliği ve şeker hastalığı riskini azalttığını ifade ederek, içeriğindeki potasyum sayesinde de yüksek tansiyonu düşürmeye yardım olduğuna dikkati çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mandalinanın C vitamini içermesiyle de soğuk algınlığı, grip, nezle gibi rahatsızlıklara karşı bedenin direnme gücünü artırdığının saptandığını vurgulayan Yetişen, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bulundurduğu çözünür posa nedeniyle kolesterolü düşürücü etkiye sahiptir. İçerdiği antioksidan maddelerle vücudumuzun kansere yakalanma riskini azaltır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mandalinada bulunan tangeretin adlı flavon sayesinde antikansorejen özellik gösterir ve enfeksiyonun yayılmasını önlemede etkilidir." Sevinç Yetişen, mandalinanın, stres ve uykusuzluğa karşı etkisiyle ilgili araştırmaların halen devam ettiğine de değinerek, birçok çeşidi bulunan, turuncu sarı renklerde olan mandalinanın etli ve sulu bir yapıya sahip olduğunu anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇEKİRDEKLERİ ÇIKARILMALI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekirdeksiz türleri de bulunan mandalinanın kolay soyulabildiği için çocukların da severek yediği bir meyve olduğunu ifade eden Yetişen, "Çekirdekleriyle tüketilmesi apandis organını tıkayarak, akut apandisite yol açar. Bu nedenle çekirdeklerinin çıkarılarak yenmesi gerekir" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜNDE 2-3 ADET TÜKETİLMELİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başdiyetisyen Yetişen, mandalinanın kabuk renklerinin, cinsine göre açık sarıdan koyu kırmızıya kadar çeşitlilik gösterdiğine işaret ederek, çok ince ve bol gözenekli bir kabuğa sahip olduğundan, meyvenin diğer turunçgillere oranla çok daha çabuk su kaybettiğini bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle mandalinanın satın alındıktan sonra kısa süre içinde tüketilmesi gerektiğine dikkati çeken Yetişen, sonbaharın başından kışın ortalarına kadar yenebilen mandalinanın taze olarak tüketildiği gibi meyve suyu, marmelat, tatlı, reçel, şerbet yapımında da kullanıldığını ve bazı et yemeklerine de lezzet kattığını anlattı. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-4973709243350141349?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/4973709243350141349/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/10/mandalina-kanser-riskini-azaltyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/4973709243350141349'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/4973709243350141349'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/10/mandalina-kanser-riskini-azaltyor.html' title='Mandalina kanser riskini azaltıyor'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TMgGgS5v48I/AAAAAAAACVI/oTc1eIVyTJI/s72-c/mandalina%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-4288349153221338785</id><published>2010-10-19T00:17:00.001+03:00</published><updated>2010-10-24T21:29:24.428+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Manşet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Kış Diyeti</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TLy5qVuqcII/AAAAAAAACSo/HHOf_5rxlvg/s1600/kolesterolu-olanlar-icin-diyet%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 116px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5529498579542634626" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TLy5qVuqcII/AAAAAAAACSo/HHOf_5rxlvg/s200/kolesterolu-olanlar-icin-diyet%5B1%5D.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Diyetisyen Müge Arslan kışı fit ve sağlıklı geçirmenin 7 yolunu aktarırken “Kış aylarında soğukların artmasıyla beraber, bazal metabolizma hızınız ve vücut ısınız da düşmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudunuz normal ısı düzeyine ulaşmak için fazladan enerjiye ihtiyaç duyar. Bunun sonucu olarak kış aylarında yemek yeme isteğiniz artar, bu da sizi yüksek enerji veren karbonhidratlı gıdalara yöneltir. Havaların soğumasıyla beraber hareketsiz bir yaşamla baş başa kalırsınız ve sonucunda kış aylarında alınan kilolar kaçınılmaz olur” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Kış mevsiminin vazgeçilmezleri arasında olan kuru baklagillere (nohut, kuru fasulye, mercimek vb.) kış aylarında sofralarımızda mutlaka haftada en az iki gün yer veriniz. Kuru baklagiller çok iyi bir protein kaynağı olduklarından dolayı, yemeklerimize lezzet vermek ve besleyici değerini artırmak için eti protein yönünden fakir olan sebzelerle beraber tüketin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Kış mevsimiyle beraber baş gösteren grip, bronşit, soğuk algınlığı gibi hastalıklardan korunmak için antioksidanlardan (A, C, E vitaminleri, Selenyum, Çinko, Magnezyum) zengin beslenerek bağışıklık sistemimizi daha çok güçlendirmeliyiz. Bu aylarda çok bol bulunan turunçgil, havuç, brokoli, kabak, Brüksel lahanası, yeşil biber, karnabahar, mandalina, maydanoz, roka, tere, meyvelerin tüketilmesi ile bu vitaminleri sağlayabilirsiniz. Taze sıkılmış meyve suları, vücudumuzu gribal enfeksiyonlara karşı korumasında etkilidir. Meyve suları bekletilmeden hemen içilmelidir. Bol bol salata tüketilmelidir. Salatalar hazırlanınca hiç bekletilmemelidir. Bekletildiğinde C vitamini kaybı hızlı olur. Bu vitamin ısı, ışık gibi etkenlerden kolayca etkilenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Kış aylarında kahve, çay gibi içecekler yerine bitki çayları ve C vitamini yönünden zengin olan kuşburnu çayını tercih ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Yağlı yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Özellikle katı yağ olarak bilinen tereyağı, margarin tüketiminden kaçınılmalıdır. Yemeklere eklenecek zeytinyağı ve sıvı yağlar dikkatli tüketilmelidir. Fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumlar, sıvı yağlar, kuru baklagiller, tahin gibi besinler E vitamini yönünden zengindir. Balık, balık yağı, fındık ve cevizde bulunan omega-3 yağ asitleri güçlü bir antioksidandır ve bağışıklık sisteminin güçlenmesinde etkilidir. Ayrıca zeytinyağı, fındık yağı gibi yağlarda bulunan omega-9 yağ asitlerinin de bağışıklık sistemimiz üzerine olumlu etkileri vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Yumurta, süt, yoğurt, peynir, et grubu gibi yüksek protein içeren gıdaların düzenli tüketimine önem gösterin. (Haftada 1 - 2 kez yumurta tüketebilirsiniz.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Kış aylarında güneş ışıklarını çok daha az alabildiğimizden ötürü, D vitamininden yoksun kalmakta ve D vitamini gereksinimlerimizi karşılamakta güçlük çekmekteyiz. Kemik ve diş gelişimi için de önemli olan D vitaminin diğer bir kaynağı balıktır. Bu nedenle haftada en az 2 kez düzenli balık tüketmeliyiz. Havanın güneşli olduğu günlerde 20 dakika kadar güneş ışığından direkt yararlanmalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Kış aylarında da yaz aylarında olduğu gibi fiziksel aktivitemize dikkat etmeliyiz. Haftanın 4 günü 45 dakika kadar egzersiz yapılması yeterli olacaktır. (askmen.mynet)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-4288349153221338785?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/4288349153221338785/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/10/ks-diyeti.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/4288349153221338785'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/4288349153221338785'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/10/ks-diyeti.html' title='Kış Diyeti'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TLy5qVuqcII/AAAAAAAACSo/HHOf_5rxlvg/s72-c/kolesterolu-olanlar-icin-diyet%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-5041656724374845223</id><published>2010-10-16T21:14:00.003+03:00</published><updated>2010-10-18T19:58:49.183+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Manşet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Astımı neler tetikler?</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TLnr4Ja1K3I/AAAAAAAACRw/Q2kFR37tFKs/s1600/248_astimmm%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5528709367407651698" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TLnr4Ja1K3I/AAAAAAAACRw/Q2kFR37tFKs/s200/248_astimmm%5B1%5D.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Astım hastaları, astım teşhisi konulduktan sonra tüm yaşamlarının değişeceğini ve kısıtlanacağını düşünüyor. Sağlıklı bir insanın günlük yaşamında dikkat etmesi gerekenlere astım hastalarının biraz daha fazla dikkat etmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acıbadem Fulya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Reha Baran, alerjik astım hastaları da dahil astımlıların üzüntü ve stres nedeniyle atak geçirebildiklerini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Üzüntü ve stres astımı tetikliyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Astım hastalığı, alerjik bünyeli kişilerde daha çok görülüyor, yaşam boyu sürüyor, öksürük ve nefes darlığı şikayetleriyle hayatı zorlaştırıyor. Alerjik astım mevsimsel özellik de taşıyor. Sonbahar ve ilkbaharda alerji artıyor, kişinin alerjik bünyesine bağlı olarak bronşlar kendisini korumak için kasarak ve daralarak cevap veriyor. Bu da nefes alma zorluğunu ortaya çıkarıyor. Astım hastalığı toplumda yüzde 7-20 oranında görülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Astımın belirtileri hakkında bilgi veren Doç. Dr. Reha Baran, bunları şöyle sıralıyor;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefes alıp verirken müzikal tarzda nefes sesi duymak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basit bir öksürükten, ciddi nefes darlığı ataklarına kadar değişen durumların olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alerjik rinit dediğimiz burun enfeksiyonları, saman nezlesi, gözlerde yaşarma gibi alerjik şikayetlerle beraber göğüste sıkışıklık hissi veya öksürük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece uykudan uyandıran öksürüklerin görülmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortam değişiklikleri, egzersiz gibi durumlarda öksürük, göğüs sıkışıklığı yakınmalarının ortaya çıkması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Astım hastaları kortizyon kullanmaktan korkuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Astım hastalarının hastalıkları konusunda çok iyi eğitilmeleri gerektiğini belirten Doç. Dr. Reha Baran, “Hastalığını iyi bilen bir astım hastası, hastalığını kontrol altına tutmada doktoru kadar kendisine faydalı olabilir” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın tedavisinde nefes yoluyla çekilen ilaçlar, akciğere lokal etki yaptığı için daha çok tercih ediliyor. Astım bronşların hastalığı olduğundan bronşlara da en kolay nefes yolunu açan ilaçlar yardımıyla ulaşılabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Astım hastalarının kortizonlu ilaç kullanmaktan korktuğuna dikkati çeken Doç. Dr. Reha Baran, hastalığın tedavisi hakkında şu bilgileri veriyor;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İlacın içindeki kortizonun dozu düşük olduğundan yan etkileri az oluyor. İlacın etkisi yüksek olduğundan bu yan etkiler önemsenmeyebilir. Esas etkisi bronşlarda oluşan ödemi çözmesiyle ortaya çıkıyor. Astım hastalarında bronşlarda çok fazla şişme olduğundan bunu yok etmek için kortizon veriliyor. Tedavide altın standart budur. Eğer oluşan ödemi çözmezseniz bronşlar yine daralacaktır. Hastalara özellikle kortizonları verirken bunun yan etkisinin çok az olduğunu da söylüyoruz. Spreyden ziyade kuru toz veriyoruz. Hasta kendisinin yarattığı bir basınçla kuru tozu içine çekiyor. Bazı hastaların kuru tozu içlerine çekmekte zorlandıklarını görüyoruz bu durumda ilaçlar buharla da verilebilir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Astım hastalarına hayatı kolaylaştıran öneriler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Astım hastalarının bronşlarında aşırı duyarlılık olduğundan, günlük yaşamlarında dikkat etmeleri gereken noktalar ve almaları gereken önlemler var. Endüstrileşmeyle birlikte özellikle de erkekler astımdan daha çok etkilenebiliyor, çünkü bu ortamlarda erkekler daha fazla çalışıyor. Ancak kadınlarda sigara içme oranlarının artması, endüstrileşmeden bağımsız olarak astım hastası kadınların da sayısının artmasına yol açıyor. Astım hastaları bazı önlemleri aldığı takdirde günlük yaşamlarını rahatlıkla sürdürebiliyor. (ekolay/sağlık)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-5041656724374845223?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/5041656724374845223/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/10/astm-neler-tetikler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/5041656724374845223'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/5041656724374845223'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/10/astm-neler-tetikler.html' title='Astımı neler tetikler?'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TLnr4Ja1K3I/AAAAAAAACRw/Q2kFR37tFKs/s72-c/248_astimmm%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-116373813606516028</id><published>2010-10-13T13:25:00.002+03:00</published><updated>2010-10-13T13:29:41.151+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Bel fıtığı ve korunma yolları</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TLWJZ44o0tI/AAAAAAAACQ4/wLX2F2iNVl8/s1600/belfitigi%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 150px; FLOAT: left; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5527475195526828754" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TLWJZ44o0tI/AAAAAAAACQ4/wLX2F2iNVl8/s200/belfitigi%5B1%5D.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Genel sağlık açısından olduğu gibi bel sağlığı için de sporun ve sağlıklı iken yapılacak egzersizlerin önemi büyüktür. Bel, sırt, karın adalelerini güçlendirmek; eklem ve yumuşak dokuların esnekliğini artırmak için gerekli spor ve hareketlere ömür boyu devam edilmelidir. Ancak bel fıtığı gelişmesine zemin hazırlayabilecek veya bizzat sebep olabilecek mücadele sporları yerine, yüzme, yürüme ve bisiklet sürme gibi sporlar tercih edilmelidir. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;Yüzlerce egzersiz hareketi içerisinden de rastgele hepsini yapmak yerine belirli hareketlere öncelik tanınması gerektiğini düşündüğümüzden, bele fazla yük bindirmeyen ve gelişmekte olan bir bel fıtığını ilerletmeyecek en emniyetli dokuz hareketi sizler için seçtik. Hikâyesinde daha önce geçirilmiş bir bel rahatsızlığı bulunan veya bel fıtığına muhtemelen aday olan kimselerin bu hareketleri yapmaları faydalıdır. Ancak egzersizler yapılırken dikkat edilmesi gereken birtakım hususlar vardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Egzersizler havası temiz bir ortamda (hava müsaitse evde pencereler açılabilir) altında sunta veya tahta bulunan halı veya battaniye gibi sert bir zeminde yapılmalıdır. Yumuşak veya deforme olabilen yataklar üzerinde egzersiz ve spor yapılmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Egzersizlere başlanınca ilk günden itibaren çok çabuk bir iyileşme beklenmemeli, sabırla hareketlere devam edilmelidir. Hareketlerin sayısı ve tempo gün geçtikçe yavaş yavaş artırılmalıdır. Başlangıçta aşırılığa kaçarak daha kötü bir duruma düşülmemelidir. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-116373813606516028?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/116373813606516028/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/10/bel-ftg-ve-korunma-yollar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/116373813606516028'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/116373813606516028'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/10/bel-ftg-ve-korunma-yollar.html' title='Bel fıtığı ve korunma yolları'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TLWJZ44o0tI/AAAAAAAACQ4/wLX2F2iNVl8/s72-c/belfitigi%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-4653615071500287045</id><published>2010-10-11T13:49:00.002+03:00</published><updated>2010-10-11T13:52:16.173+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Manşet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Dizüstülerde büyük tehlike</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TLLr5cBFMWI/AAAAAAAACQY/dvFUMlOZ1nA/s1600/041020101452353271007_2%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 125px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5526739064742818146" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TLLr5cBFMWI/AAAAAAAACQY/dvFUMlOZ1nA/s200/041020101452353271007_2%5B1%5D.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Dizüstü bilgisayarları uzun süre dizlerin üzerinde tutmanın cildin uzun süre ısıya maruz kalması sonucu lekeli bir görünüm alması anlamına gelen 'kızarmış cilt sendromuna' yol açtığına dair tıbbi bir rapor yayınlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakalardan birinde birkaç aydır günde birkaç saat dizüstü bilgisayarda oyun oynayan 12 yaşındaki bir çocuğun sol kalçasında bu tür lekelerin oluştuğu kaydedildi. Çocuk sağ tarafının dizüstü bilgisayar nedeniyle ısındığını farkettiğini, ama buna aldırmadığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rapor, İsviçreli araştırmacılar tarafından Pediatri dergisindeki bir makalede ortaya konuldu. Bir başka vakada ise Virginia'dan bir hukuk öğrencisinin bacağında bu lekeler oluştu. Genç kadını tedavi eden Dr. Kimberley Salkey, öğrencinin günde altı saat dizüstü bilgisayarla çalıştığını öğrenene dek sorunun kaynağını bulamadığını belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazeteport'un haberine göre; Son on yılda dizüstü bilgisayarlarla ilgili 10 vakanın rapor edildiği belirtiliyor. Bu tür lekelerin kalıcı olabileceği belirtilirken, nadir olarak cilt kanserine neden olabileceği uyarısı yapılıyor. Uzmanlar dizüstü bilgisayarları kullanılırken dikkatli olunması uyarısında bulunuyorlar. (yazete.com)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-4653615071500287045?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/4653615071500287045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/10/dizustulerde-buyuk-tehlike.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/4653615071500287045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/4653615071500287045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/10/dizustulerde-buyuk-tehlike.html' title='Dizüstülerde büyük tehlike'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TLLr5cBFMWI/AAAAAAAACQY/dvFUMlOZ1nA/s72-c/041020101452353271007_2%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-5438820029074159177</id><published>2010-09-28T16:00:00.003+03:00</published><updated>2010-10-11T13:46:19.279+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Manşet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Psikolojiniz yemek tercihinizi belirliyor</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TKHnZaCSf1I/AAAAAAAACP4/CobT2bsrG8o/s1600/11837_215942579413_130574084413_4158653_2840704_n%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 150px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5521949041804607314" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TKHnZaCSf1I/AAAAAAAACP4/CobT2bsrG8o/s200/11837_215942579413_130574084413_4158653_2840704_n%5B1%5D.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Dilimiz ve damağımız yalnızca dört tadı ayırt edebilir: tatlı, tuzlu, acı ve ekşi. Geri kalan her şey yalnızca kokusal algıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu bir örnekle kolayca doğrulayabilirsiniz: bir kişinin gözlerini bağlayın ve bir mandal ya da başka bir nesneyle burnunu tıkayın. Bir soğanı bir elmadan ayırt edemeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gundrun Dalla Via ve Donato Santarcangelo, Dharma Yayınları'ndan çıkan Psikodiyet isimli kitapta değişen duygusal ilişkiler kolayca tat alma duygusunun değişimi şeklinde kendini gösterebildiğini anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Çok tatlı yiyeceklere karşı duyulan aşırı istek doyurulmamış veya yeterince doyurulmamış duygusal arzularla bağdaştırılabilir. Eğer bu durum uzun bir süre devam edecek olursa, beden bunun etkilerini hissedebilir: pankreas yorulur ve diyabet ortaya çıkar . Yalnız dikkat edin, bütün tatlı istekleri duygusal boşlukla ilişkili değildir. Zevklerimizin yönünü değiştiren aynı zamanda aşırı tatlı şeyler ve doğal olmayan tatlılar yeme alışkanlığıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Tuzlu algısının psikolojik değeri, dikkatli, meraklı ve aynı zamanda yaratıcı bir kişiliktir. Tuzlu yiyeceklere karşı duyulan ölçüsüz istek fiziksel veya psikolojik bir bozukluğun ya da yanlış beslenme alışkanlığının işareti olabilir. Çok tuzlu yiyecekler hep daha kuvvetli tat arayışı yaratır. Tuzlu yiyeceklere duyulan önüne geçilemeyen istek kalsiyum eksikliğine de işaret ediyor olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Acı tadın karaciğerle (yalnızca karaciğeri koruyucu etkisi bulunan otların tadı çok acıdır) ve cesaretle ilişkisi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Ekşi tat diğerlerini tamamlayıcı özellik gösterir ve aşırı tüketimi dışında kendine özgü bir psikolojik değeri yok gibidir. Aşırı tüketimi durumunda, kendine zarar verme veya kendini mağdur gösterip acındırma eğilimi olabilir. (ekolay.net sağlık)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-5438820029074159177?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/5438820029074159177/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/09/psikolojiniz-yemek-tercihinizi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/5438820029074159177'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/5438820029074159177'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/09/psikolojiniz-yemek-tercihinizi.html' title='Psikolojiniz yemek tercihinizi belirliyor'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TKHnZaCSf1I/AAAAAAAACP4/CobT2bsrG8o/s72-c/11837_215942579413_130574084413_4158653_2840704_n%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-5832144919337659769</id><published>2010-09-08T15:53:00.003+03:00</published><updated>2010-09-28T15:58:02.228+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güncel'/><title type='text'>Batı Nil Virüsünden 3 kişi öldü</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TIeHWPp5ZnI/AAAAAAAACPA/vQ9SAYOlS-k/s1600/light-virus-1%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 148px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5514525084967593586" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TIeHWPp5ZnI/AAAAAAAACPA/vQ9SAYOlS-k/s200/light-virus-1%5B1%5D.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Sağlık Bakanlığı Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanı Mustafa Ertek, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde görülen Batı Nil Ateşi enfeksiyonu nedeniyle Türkiye'de toplam 5 ilden 7 vakaya tanı konulduğunu ve hastalardan 3'ünün yaşamını yitirdiğini bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim Kurulu ve Bakanlık yetkilileri tarafından Hıfzıssıhha Merkezi Merkezi Başkanlık Toplantı Salonu'nda basın toplantısı düzenlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanı Ertek, yaptığı konuşmada, Bakanlığa 12 Ağustos 2010'da Manisa Devlet Hastanesinden sinir sistemi belirtileriyle seyreden bir hastalık bildiriminde bulunulduğunu, bu durum üzerine Sağlık Bakanlığının derhal bilimsel danışma kurulu oluşturarak incelemeler başlattığını anımsattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildirim yapılan 16 hastanın bir çoğunun altta yatan kronik hastalığı bulunduğunun ve aşırı sıcağa maruz kaldığı saptanan yaşlı hastalar olduğunun ve farklı sebeplerden dolayı bu hastalardan 6'sının kaybedildiğinin belirlendiğini söyleyen Ertek, şu bilgileri verdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Bu 16 hastanın tamamı ülkemizde görülen ve görülmeyen sinir sistemi enfeksiyonları yönünden araştırıldı. Yapılan laboratuvar incelemeleri sonucunda 3 hastada Batı Nil virüsü enfeksiyonu saptandı. Hastalık konusunda duyarlılığı artırmak üzere hastalığın özellikleri ve şüphelenildiğinde yapılması gereken işlemlerle ilgili olarak sağlık teşkilatı bilgilendirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakarya, İzmir, Aydın ve Isparta'dan toplam 4 yeni vaka daha Batı Nil ateşi olarak tanımlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak bugüne kadar 5 ilimizden toplam 7 vakaya Batı Nil ateşi tanısı konuldu ve bu hastalardan 3'ü kaybedildi. Halen 2 hasta takip ve tedavi altındadır.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-''VAKALARIN ÇOĞUNDA TEDAVİYE GEREK KALMIYOR''-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertek, Batı Nil virüsünün bulaşması durumunda en önemli belirtilerin baş ağrısı, kusma, bilinç değişiklikleri olduğuna dikkati çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genellikle hafif seyirli bir hastalık olduğunu anlatan Ertek, hastaların önemli bir kısmında tedaviye gerek olmadığını, çok az sayıdaki vakanın ise hastanelere yatırılarak izlenmesi gerektiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batı Nil ateşi virüsüne karşı insanlar için geliştirilmiş herhangi bir aşının henüz bulunmadığını anlatan Ertek, buna yönelik çalışmaların devam ettiğini kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertek, şöyle devam etti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Sivrisineklerle mücadele, korunmanın en temelini oluşturur. Kapılara, pencerelere sivrisineklerin girişini engelleyecek bariyerlerin konulması, ev çevresinde sivrisineklerin barınması ve çoğalmasına yol açacak odakların bertaraf edilmesi, uzun kollu gömlek ve pantolon giyilmesi, sivrisineklerin yoğun olduğu yerlerde hava karardıktan sonra kapalı, korunaklı yerlerde bulunmaya önem gösterilmesi korunmada önemlidir. Tabii sadece bu Batı Nil ateşi için değil, sivrisinekle bulaşan daha bir çok enfeksiyondan korunmak için bu standart önlemlere uyulması gerekiyor.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-YENİ VAKA BEKLENMİYOR-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Türkiye'nin sonbahar mevsimine girmesi ve havaların soğumasıyla yeni vakaların görülmesinin azalacağını'' belirten Ertek, bu süreçte Türkiye'de görülen 7 vakanın, hem sağlık teşkilatının, hem vatandaşların hem de diğer kamu kuruluşlarının duyarlılığını artıracağını dile getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertek, ''Önümüzdeki yıl, gene havaların kurak ve sıcak, sivrisineklerin aktif olduğu dönemde sivrisineklerle mücadele konusunda belediyelerin ve yerel yönetimlerin yapacağı faaliyetler çok önemlidir'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-''İNSANLARA TESADÜFEN BULAŞIYOR''-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertek, bu virüsün insanlara tesadüfen bulaştığını, esas kaynağın yabanıl kuşlar olduğunu ifade ederek, ''Kuşlarda da yoğun bir şekilde ölümlerle seyreder. Yine kuş dışında özellikle atlarda ağır seyreder. Kuş ve at ölümü olan yörelerde de Çevre ve Orman Bakanlığı ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı çalışanlarının dikkatli olması ve bu durumla karşılaştıkları zaman Sağlık Bakanlığı yetkililerini bilgilendirmeleri önem taşır'' diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertek, Sağlık Bakanlığı olarak diğer tüm sağlık problemlerinde olduğu gibi bunda da en şeffaf biçimde akademisyenlerin görüşlerini de alarak bilgilendirdiklerini ifade ederek, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Özellikle üstünü vurgulayarak söylüyorum; herhangi bir salgın söz konusu değildir. Sadece 7 vaka görülmüştür. Ülkemiz açısından belki ilk defa tanı koyuyoruz ama bu tanı konma laboratuvar kapasitemizin gelişmiş olması, sağlık hizmetine ulaşımın bugün çok daha iyi noktalarda olması nedeniyle bu tanıyı belki koyduk. Daha önceki yıllarda da bu hastalıkların görülmüş olma ihtimali vardır. Bugün mevsimin özellikle sonbahara girmiş olması, sivrisinek faaliyetlerinin azalması ve az sayıda vaka görülmesi bizim açımızdan, vatandaşlarımız açısından ciddi bir tehdit olmadığını gösteriyor.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertek, bundan sonra da süreçle ilgili bilgilendirme yapılacağını sözlerine ekledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde ölümlere yol açan ve Türkiye'de de kendini gösteren ''Batı Nil Virüsü Enfeksiyonu'' özellikle yaşlılar, çocuklar, hamileler ve HIV/AIDS hastaları gibi bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde hayati risk taşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AA muhabirinin Sağlık Bakanlığı Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü'nden edindiği bilgiye göre, hastalık özellikle kaynağı kargalar olan rezervuarlardan ''Culex'' türü sivrisinekler aracılığı ile insanlara, atlara ve diğer memelilere bulaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulaşma, çoğunlukla sivrisinek popülasyonunun aktif olduğu sıcak havalarda meydana geliyor. Bunların dışında kan yoluyla, organ ve doku nakilleriyle, anneden bebeğe anne karnında ve emzirme sırasında söz konusu olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık, virüsün bulaştığı kişilerde çoğu kez hiçbir belirti ve bulgu vermiyor. Genellikle kişiler farkına bile varmıyor. Yaklaşık yüzde 20 oranında ise Batı Nil ateşi adı verilen, hafif bir enfeksiyon gelişiyor ve tam iyileşme gerçekleşiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlılar, çocuklar, hamileler ve HIV/AIDS hastaları gibi bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde Batı Nil virüsü çok ciddi olabiliyor ve beyin iltihaplanmasına ya da beyni ve omuriliğini çevreleyen zarlarda iltihaplanmaya yol açabiliyor. Virüse yakalananların yaklaşık yüzde 1'inden daha azında, şiddetli hastalık görülüyor ve az sayıda vakada Batı Nil virüsü ölümcül olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ATEŞLE KENDİNİ GÖSTEREN HASTALIĞIN AŞISI YOK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Verilen bilgiye göre hastalık, kendini ilk olarak ateş ile gösteriyor. Bu belirtileri, baş ağrısı, kas ağrıları, iştah kaybı, bulantı, kusma ve ishal, ciltte kızarıklık, lenf bezlerinin şişmesi, coğrafi dağılım izliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalıktan korunmak için herhangi bir aşı mevcut değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖNLEMLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batı Nil Virüsünden korunmak için özelikle hasta veya ölmekte olan kuşlara dikkat edilmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivrisineklerin hakim olduğu saatlerde, özellikle gün ağarırken, akşam karanlığında ve akşamın erken saatlerinde gereksiz dış mekan faaliyetlerinden kaçınılması öneriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivrisineklerin istila ettiği alanlarda uzun kollu gömlek ve pantolon giyilmesi tavsiye ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cilt üzerine ve giysilere yoğunluğu yüzde 10 ila yüzde 30 arasında değişen sivrisinek kovucu ilaç sürülmesi öneriliyor. Yoğunluğu yüzde 10 olan bir koruyucunun yaklaşık iki saat etkili olduğuna ise dikkat çekiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BATI NİL VİRÜSÜ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batı Nil virüsü, ilk olarak 1930'ların sonunda Afrika'da ortaya çıktı. O zamandan bu yana Asya, Avrupa, Orta Doğu ile Kuzey ve Güney Amerika'da yayılan hastalık, Birleşik Devletler'de ilk olarak 1999'daki Doğu Kıyısı salgıyla görüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivrisineklerin virüs taşıdığı bölgelere gitmek veya o bölgelerde yaşamak Batı Nil virüsüne yakalanma riskini artırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YOLCULAR İÇİN RİSK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilıman bölgelerde Batı Nil virüsü, ilkbahar sonlarında başlayan, genellikle Ağustos ve Eylül aylarında doruğa ulaşan bir mevsimsel kalıp izliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güney iklimlerinde yaşayan insanlar, bütün bir yıl boyunca enfeksiyona yakalanma riski ile karşı karşıya bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DÜNYADA HASTALIK NEDENİYLE ÖLÜ SAYISI ARTIYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, Yunanistan'da geçen ay ortaya çıkan Batı Nil virüsü nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısının 18'e ulaştığı bildirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerel basında yer alan haberlerde, Batı Nil Virüsünün bulaştığı tespit edilenlerin sayısının 177 olduğu, hastanelerde 9 hastanın yoğun bakım ünitelerinde tutulduğu açıklandı. Özellikle Yunanistan'ın kuzeyinde görülen vakalarda hayatını kaybedenlerin büyük bölümünü 70 yaş üstü hastalar oluşturuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın Romanya'da da görüldüğü ve ölümlere yol açtığı kaydedildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HASTALIK TÜRKİYE'DE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık Bakanlığı bugün Batı Nil Virüsü enfeksiyonu vakalarına Türkiye'de de rastlanıldığını açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan, Manisa Devlet Hastanesinde ateş, baş ağrısı, bilinç değişikliği ve vücutta döküntüler sonucu gelişen bir hastalığa bağlı olarak 6 kişinin ölümünün ardından, şüphelenilen Batı Nil Virüsü Enfeksiyonu ile ilgili olarak Sağlık Bakanlığı, hastalıkla ilgili olarak yapılan analiz sonuçlarına göre, ilk bulgularda herhangi bir enfeksiyonun şu ana kadar saptanmadığını bildirmişti. Yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verilmişti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Bilim kurulumuz 26 Ağustos 2010 tarihinde yaptığı son toplantıda, Manisa'dan gelen uzmanla birlikte tüm vakalar ayrıntılı biçimde tekrar değerlendirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu değerlendirme sonucunda hastaların genellikle ileri yaşlarda ve altta yatan kronik hastalıklarının olduğu, bir kısmının uzun süre güneş altında çalıştığı veya yürüdüğü belirlenmiştir. Dolayısıyla hayatını kaybeden 6 hastanın ölüm sebebi, benzer bulgularla seyreden hastalıkların kümelenmesi şeklinde yorumlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın 20 Ağustos 2010 tarihinden itibaren görülmediği, bu durumun hava sıcaklığında ciddi düşmelerin olduğu tarihlerle örtüştüğü görülmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın görüldüğü dönemde komşu ülkelerde benzer belirtilerle seyreden hastalıklar olması nedeniyle konu bu yönüyle de araştırılmaktadır. Bu değerlendirme paralelinde hastalığın 2 hafta süreyle takip edilmesine ve ileri tetkiklere devam edilmesine karar verilmiştir.'' &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-5832144919337659769?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/5832144919337659769/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/09/bat-nil-virusunden-3-kisi-olu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/5832144919337659769'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/5832144919337659769'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/09/bat-nil-virusunden-3-kisi-olu.html' title='Batı Nil Virüsünden 3 kişi öldü'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TIeHWPp5ZnI/AAAAAAAACPA/vQ9SAYOlS-k/s72-c/light-virus-1%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-6847014802975562930</id><published>2010-08-24T21:12:00.001+03:00</published><updated>2010-08-24T21:14:04.069+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Oruçluyken az susamanın formülü!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/THQLndV1LdI/AAAAAAAACOo/eeXCzITWN2Y/s1600/240820101753255505984_2%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="text-align: justify;float: left; margin-top: 0px; margin-right: 10px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; cursor: pointer; width: 200px; height: 125px; " src="http://1.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/THQLndV1LdI/AAAAAAAACOo/eeXCzITWN2Y/s200/240820101753255505984_2%5B1%5D.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5509041016699956690" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ramazan'da sıcak havanın olumsuz etkilerinden korunmak ve gün içinde daha az susamak için sahura kadar çeşitli aralıklarla azar azar sıvı gıdalar tüketilmesi öneriliyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Akman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bir kişinin günlük sıvı ihtiyacının yaklaşık 2,5 litre olduğunu belirtti.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Mevsim normallerinin üzerinde sıcağa rastlayan ramazan ayında oruç tutanların sıvı alımına çok dikkat etmesi gerektiğini ifade eden Akman, bu dönemde doğru ve bilinçli beslenmenin öneminin daha da arttığını vurguladı. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İnşaat, kömür ocakları ve sanayi gibi alanlarda çalışan kişilerin sahurda yoğun demir ve kalsiyum içeren gıdalar tüketmesi gerektiğini belirten Akman, bu kişilerin sahurda enerji deposu olan pekmezden de aşırıya kaçmayacak şekilde yararlanması gerektiğini ifade etti.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sıcak geçen ramazan ayında sıvı kaybının çok fazla olacağını anlatan Akman, ''Bu nedenle oruç tutanlar iftar ve sahurda bol sulu gıdalar tüketmelidir. Sıcakların en yoğun olduğu bu dönemde gün içinde susuzluk çekmemek için sahura kadar sıvı gıdalar tüketilmeli'' dedi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;AZ SUSAMANIN FORMÜLÜ: ''SAHURA KADAR AZAR AZAR''&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Beslenme ve Diyet Uzmanı Akman, oruç tutan kişinin günlük su ihtiyacının tamamını sahurda almaya çalışılmasının hata olacağını belirterek, şunları kaydetti:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;''Sahurda ne kadar çok yenilir içilirse, gün içinde o kadar az acıkılır, susanır anlayışı yanlış. Oruç tutulan gün boyunca susamamak için genel olarak sahurda ya da iftarda, kısa süre içinde yoğun şekilde su içilir. Bir anda yoğun miktarda sıvı alımı, vücutta, tıpkı bir anda aşırı yemek yemenin yaptığı etkiye benzer bir etki oluşturur. Yaşanan sindirim güçlüğü, vücudun suyu istenilen şekilde vücutta değerlendirememesine neden olur, yani sindirim sistemi ideal şekilde çalışmaz. Sıcakların yüksek seyrettiği bu dönemde gün içinde susuzluk çekmemek için, sahura kadar azar azar sıvı gıdalar tüketilmeli. Bu şekilde düzenli olarak su alımı, bir gün sonra vücudun daha tasarruflu su harcamasını sağlar.'' &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Akman, gün içinde emek yoğun çalışanlar ve aşırı terleyenlere, kaybettikleri mineralleri yerine koyabilmeleri için iftarda tuzlu ayran içmelerini, fosfor kaybını gidermek için de kırmızı et yerine balık eti tüketmelerini önerdi. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İftarda az ve hafif yiyecekler yenmesini öneren Akman, iftar ve sahurda susuzluğa neden olabilen kavurma ve kızartmadan kaçınılması gerektiğini sözlerine ekledi.(AA)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-6847014802975562930?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/6847014802975562930/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/08/orucluyken-az-susamann-formulu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/6847014802975562930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/6847014802975562930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/08/orucluyken-az-susamann-formulu.html' title='Oruçluyken az susamanın formülü!'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/THQLndV1LdI/AAAAAAAACOo/eeXCzITWN2Y/s72-c/240820101753255505984_2%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-3528458819288095156</id><published>2010-08-24T00:13:00.002+03:00</published><updated>2010-09-28T15:58:30.561+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>1 bardak kola 1 saatte neler yapıyor?</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/THLkjQ-IewI/AAAAAAAACOg/WJ2CYKWfxXs/s1600/cola-icecek%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 150px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5508716588729662210" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/THLkjQ-IewI/AAAAAAAACOg/WJ2CYKWfxXs/s200/cola-icecek%5B1%5D.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, bir bardak kolanın 60 dakikada vücuda verdiği zararı sekiz başlık altında şöyle özetliyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. İlk 10 dakikada: Kanınıza hemen 10 çay kaşığı kadar şeker girer. Bu normal günlük dozun 100 katı kadardır. Bulantınızın olmamasının nedeni içinde bulunan 'fosforik asiddir'.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. İlk 20 dakikada: Kan şekeriniz aşırı şekilde yükselir. Bunun sonucu pankreasınızda aşırı derecede insülin salgılanır ve kan şekerinin fazlası karaciğerde yağ olarak depolanmaya başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. 40 dakika içinde: Kafeinin tamamı dolaşıma girmiş olur. Kan basıncı yükselir, karaciğerden daha fazla şeker yapılarak kana geçer ve kan şekeri tekrar yükselir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. 45 dakika içinde: Beyinde dopamin yapımı artar, mutluluk hissi başlar (eroinin etkisine benzer bir etki meydana gelir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. 60 dakika içinde: Ani açlık hissi oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Tekrar kolaya ve tatlılara saldırırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Bu kısır döngü devam ettiği süre karaciğer ve göbek yağlanması artar, vücudun tüm hücrelerinde leptin ve insülin direnci gelişir. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;8. Şişmanlık hastalığını başlatmıştır ve bütün dejeneratif hastalıkların nedenidir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-3528458819288095156?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/3528458819288095156/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/08/1-bardak-kola-1-saatte-neler-yapyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/3528458819288095156'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/3528458819288095156'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/08/1-bardak-kola-1-saatte-neler-yapyor.html' title='1 bardak kola 1 saatte neler yapıyor?'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/THLkjQ-IewI/AAAAAAAACOg/WJ2CYKWfxXs/s72-c/cola-icecek%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-1131473469247433719</id><published>2010-08-11T14:40:00.002+03:00</published><updated>2010-08-16T16:16:21.382+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Manşet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Kansere karşı böğürtlen tüketin</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TGKMUQyncXI/AAAAAAAACLA/y27f7xhdnlY/s1600/534144009%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 149px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5504115974332707186" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TGKMUQyncXI/AAAAAAAACLA/y27f7xhdnlY/s200/534144009%5B1%5D.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Ordu Üniversitesi (ODÜ) Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Turan Karadeniz, yapılan araştırmaların böğürtlenin kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediğini ortaya koyduğunu bu nedenle kansere karşı böğürtlen tüketilmesinin faydalı olacağını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karadeniz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ordu'da fındığın ya da kivinin yerine alternatif olarak üretimine başlanan böğürtleninin giderek yaygınlaştığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda artan böğürtlen yetiştiriciliğinin dikkat çekici olduğunu ifade eden Karadeniz, Ordu'da yılda 4 ton böğürtlen üretildiğini, bu rakamın gelecek yıllarda artmasını umduklarını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böğürtlenin kilosunun 6-7 TL'den satıldığını ve üreticilerin pazar sıkıntısı yaşamadıklarını anlatan Karadeniz, buna rağmen pek çok insanın böğürtlenin ''bir şifa kaynağı'' olduğunu bilmediğini vurguladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KANSERE KARŞI BÖĞÜRTLEN&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Böğürtlende ''ellagic asit'' bulunduğunu, yapılan araştırmaların bu asidin kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediğini ortaya koyduğunu anlatan Prof. Dr. Karadeniz, ''Laboratuvar ortamlarında yapılan çalışmalarda, kanserin başlangıcını ellagic asidin engellediği görülmüştür. İçeriğinde bol miktarda ellagic asid bulunan böğürtlen, bu nedenle kansere karşı bire bir yararlıdır. Kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediği araştırmalarla ortaya konulan böğürtlenin, kansere karşı tüketilmesi faydalı olacaktır'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karadeniz, böğürtlenin kanser ve tümörlerin yanı sıra vücudun çeşitli yerlerinde meydana gelen şişliklere, ağrılara, yüksek tansiyona, şekere, göğüs ve solunum yolu hastalıklarına da iyi geldiğine işaret etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böğürtlenin yaralara sürülürse yaranın iyileşmesini hızlandıracağını, kabızlığa iyi geldiğini, insanları tok tuttuğu için diyet listesinde yer alabileceğini belirten Karadeniz, böğürtlenin yaprakları kaynatılıp içilirse diş ve diş etlerine, kökleri kaynatılıp içilirse de böbreklerdeki taşların düşmesine yardımcı olacağını ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karadeniz, organik asitler, mineraller ve vitaminler yönünden zengin olan böğürtlenin tüketiminin yaygınlaşmasının, üretimin de yaygınlaşmasına yol açacağını kaydetti. (AA)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-1131473469247433719?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/1131473469247433719/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/08/kansere-kars-bogurtlen-tuketin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/1131473469247433719'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/1131473469247433719'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/08/kansere-kars-bogurtlen-tuketin.html' title='Kansere karşı böğürtlen tüketin'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TGKMUQyncXI/AAAAAAAACLA/y27f7xhdnlY/s72-c/534144009%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-4950481130439287940</id><published>2010-07-28T16:53:00.000+03:00</published><updated>2010-07-28T16:55:18.094+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Topuklarınız ağrıyorsa ciddi bir nedeni vardır</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TFA2Zj56hhI/AAAAAAAACJE/0CWQ5Mz8YDY/s1600/678822883023%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 139px; FLOAT: left; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5498954957782156818" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TFA2Zj56hhI/AAAAAAAACJE/0CWQ5Mz8YDY/s200/678822883023%5B1%5D.jpg" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;İsveç Ayak Sağlığı Uzmanı Kiropodist Özgül İşgör, “Topuk ağrısı farklı rahatsızlıkların habercisi olabilir” diye uyardı. İşgör, topuk ağrısının nedenlerini şöyle sıraladı:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERKEN TEŞHİS&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Topuk Dikeni:&lt;/strong&gt; Topukta gözle görülen bir şey yoktur. Sadece lokal olarak topuğun ortalarında derin bir acı hissedilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Topuk Bursiti:&lt;/strong&gt; Ayak bileği hareket ettikçe topuğun arkasında derin bir ağrı hissedilebilir. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Topuk Çıkıntısı:&lt;/strong&gt; Topuğun arkasında set çıkıntılar olarak görülür ve ayakkabı üzerine sürttükçe büyük bir acı verir. Tedavinin erken dönemde başlaması çok önemlidir.(sabah)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-4950481130439287940?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/4950481130439287940/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/07/topuklarnz-agryorsa-ciddi-bir-nedeni.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/4950481130439287940'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/4950481130439287940'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/07/topuklarnz-agryorsa-ciddi-bir-nedeni.html' title='Topuklarınız ağrıyorsa ciddi bir nedeni vardır'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TFA2Zj56hhI/AAAAAAAACJE/0CWQ5Mz8YDY/s72-c/678822883023%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-1704763117701586593</id><published>2010-06-01T09:13:00.003+03:00</published><updated>2010-07-28T15:07:32.634+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>6 saatten az uyumayın</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TASlLJcxkTI/AAAAAAAACFs/d_aQ1CDSisU/s1600/050520101235385804459_2%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 193px; FLOAT: left; HEIGHT: 102px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5477684657723117874" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TASlLJcxkTI/AAAAAAAACFs/d_aQ1CDSisU/s200/050520101235385804459_2%5B1%5D.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Az uyumak, erken yaşta ölüm olasılığını artırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günde altı saatten az uyumanın, erken yaşta ölüm olasılığını artırabileceği bildirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiliz ve İtalyan bilim insanlarının yaptığı araştırma, düzenli biçimde az uyuyan kişilerin 25 yıllık süreçte erken ölüm olasılığının, "ideal" olarak kabul edilen 6 ila 8 saat uyuyanlardan yüzde 12 oranında daha fazla olduğunu ortaya koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçları Sleep dergisinde yayımlanan araştırma, ayrıca 9 saatten uzun uykuyla erken ölüm arasında bağlantı olduğunu gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırma çerçevesinde 16 çalışmaya katılan 1 buçuk milyon kişiyle ilgili bilgiler temel alınırken, kişinin sağlının kötüleşmesine, sıklıkla uyku süresinin uzamasının eşlik ettiği ve günde 5 saat uykunun çoğu insan için yetersiz olduğu belirtildi.(gazetevatan)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-1704763117701586593?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/1704763117701586593/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/06/6-saatten-az-uyumayn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/1704763117701586593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/1704763117701586593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/06/6-saatten-az-uyumayn.html' title='6 saatten az uyumayın'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/TASlLJcxkTI/AAAAAAAACFs/d_aQ1CDSisU/s72-c/050520101235385804459_2%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-3195608963917155058</id><published>2010-05-27T08:44:00.006+03:00</published><updated>2010-07-28T15:07:41.661+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Kadınların İlk 10 Fantezisi</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S_4Gt2A2lOI/AAAAAAAACEE/iHUo3ZhxlQk/s1600/fantezi%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5475821581592073442" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S_4Gt2A2lOI/AAAAAAAACEE/iHUo3ZhxlQk/s200/fantezi%5B1%5D.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Erkek mi kadın mı daha çok fantezi kurar? Cevabını henüz net bilmiyoruz ancak bildiğimiz şey şu ki kadınların fantezi dünyası en az erkeklerin ki kadar zengin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1. Hayallerimdeki yabancı&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Pek çok kadın, gizemli bir yabancıyla karşılaşmanın, tutkulu bir aşk yaşamanın hayalini kuruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2. Paylaşılamama&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Pek çok kadın kendisine birden fazla erkeğin aşık olmasını hayal eder. Bu erkekler bir türlü onu paylaşamaz ve delicesine rekabet yaşanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3. Patron benim&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Kadınlar bir erkeğin kendisine yalvardığını ve ona hükmettiğini hayal eder. Bu tür fanteziler genellikle malsefe gerçekte böyle olmayan kadınların hayalidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4. Prenses olmak&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Bir prenses kadar naif, korunmaya açık ve aşık olunası olmak çoğu kadının hayalidir. Doyasıya ilgi, koruma ve isteklerin sonsuz şekilde yerine getirilmesini kim istemez ki! Sabırla beyaz atlı prensi beklemek bu sebepten olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5. Patron sensin&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bazı kadınlar günlük yaşamda veya yatakta neyi nasıl yapmaları gerektiğini söyleyen bir erkek hayal eder. Biraz mazoşist bir tutum olsa da, yönetimi erkeğe vermeye gönüllü kadınlar var. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;6. Yatakta en iyi olmak&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar çoğu zaman farklı fantezilerle partnerini çıldırttığını hayal eder. Erkeğin ondan başka bir şey düşünemez hale gelmesi egosunu, gururunu okşar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;7. Striptizci olmak&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bazı kadınlar striptiz yaparak partnerini baştan çıkarmayı hayal eder. Öğretmen, hemşire, garson, sekreter gibi bilinen senaryolarda başrolde yer almak ister. Ancak gerçekte mesleklerde çalışanların çok saygın kişiler olduğunu akıldan çıkarmayalım. Kadınların bu fantezisi bazı erkekler tarafından gerçekle karıştırılabilir. Bunu düşünen kadınların bıçak sırtında hareket ettiğini de hatırlatalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;8.Kıskanılan bir erkeğe sahip olmak&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Başrolde istenilen bir erkek ve kadınlar! Bu kadınların arasında sıyrılıp dikkat çeken gizemli, seksi ve tutkulu bir kadın figürü! Bu da kadınların hayalindeki diğer bir fantezi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;9. Kadın kahraman&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Aşık olduğu erkeğin bilmediği bir başka kadın. Gerçekte zayıf, kırılgan olan bu kadın aslında dünyayı kurtaran, sevdiği erkeği koruyan ve gözeten bir kadına dönüşüyor. Erkeklerin de korunmaya ihtiyacı olabilir öyle değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;10. Tek gecelik birliktelik&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Kadınların sıkça kurdukları fantezilerden biri hoşlandıkları biriyle tek bir gün çılgınca bir gece yaşamak ve bir daha görüşmemek. (ivillage.mynet)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-3195608963917155058?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/3195608963917155058/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/05/kadnlarn-ilk-10-fantezisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/3195608963917155058'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/3195608963917155058'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/05/kadnlarn-ilk-10-fantezisi.html' title='Kadınların İlk 10 Fantezisi'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S_4Gt2A2lOI/AAAAAAAACEE/iHUo3ZhxlQk/s72-c/fantezi%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-5013585235613605508</id><published>2010-05-26T19:21:00.004+03:00</published><updated>2010-07-28T15:07:58.090+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>İşte yorgunluğa neden olan etmenler</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S_1Kws6-U8I/AAAAAAAACDo/5uRiX7WZnpg/s1600/240520102048540405978_2%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 125px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5475614922505081794" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S_1Kws6-U8I/AAAAAAAACDo/5uRiX7WZnpg/s200/240520102048540405978_2%5B1%5D.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Uzmanlar, sağlıklı yaşadığı halde kendini sürekli yorgun hissedenlerin mutlaka check-up’tan geçmesini tavsiye ediyorlar. Uzmanlara göre yorgunluğunuzun sebebi yoğun iş temposu değilse bir sağlık sorununuz olabilir. www.hekimce.com sitesindeki bilgilere göre, sürekli yorgunluğa sebep olan 7 etken şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1 - Kansızlık ciddi sorun&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üretkenlik çağınızda iseniz ve özellikle adet dönemleriniz uzun sürüyorsa, miyomlarınız varsa ya da yakın zaman önce doğum yaptıysanız, bunlara bağlı kan kaybı nedeniyle kadınlarda yorgunluğun birinci nedeni olan anemi gelişmiş olabilir. Kansızlığın diğer nedenleri iç kanama veya demir, folik asit ya da vitamin B12 eksikliği olabilir. Böbrek hastalığı gibi kronik hastalıklar da kansızlığa neden olabilir. Baş dönmesi, solukluk, üşüme hissi, kalp atımında hızlanma kansızlığın diğer belirtileridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2 - Tanı konmamış kalp hastalığı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektrikli süpürgeyle evi temizlemek, bahçe işleri veya olağan günlük işlerinizi yapmak gibi sıradan işler sizi yoruyorsa, kalbiniz SOS sinyali gönderiyor olabilir. Eğer bu basit hareketlerle gelen yorgunluk hissi hele birdenbire ve sebepsiz yere ortaya çıktıysa ciddi durumların habercisi olabilir, beklemeden doktorunuza danışmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3 - İdrar yolu enfeksiyonları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların çoğunda idrar yolu enfeksiyonu, yanma veya sık idrara gitme ihtiyacı gibi belirtilerle birlikte ise de bazı hastalarda hiçbir belirti olmayabilir ya da belirtiler hafif olduğundan fark edilmeyebilir. Sürekli yorgunlukda bu gibi idrar yolu enfeksiyonlarının tek belirtisi olabilir. Cinsel birleşme bakterileri, idrar yolunun ağzından vajinaya doğru ittiğinden bu riski artırabilir. Bir idrar tahliliyle teşhis konulabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4 - Tiroit bezi yavaş çalışabilir&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Genel olarak enerji düzeyiniz hep düşükse, kendinizi tükenmiş, hatta biraz depresyonda gibi hissediyorsanız, bunların sebebi yavaş çalışan tiroit bezi olabilir. Tiroit bezi vücudun enerji metabolizmasını kontrol eder. Tiroit bozukluğu T3 ve T4 gibi tiroit hormonlarının düzeyinin saptanmasıyla teşhis edilebilir. Bu hormonlar düşükse dışarıdan hormon takviyesi yapıldığında yorgunluk şikâyetiniz kısa zamanda geçecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5 - Fazla kafein ters etki yapabilir&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hızlı bir enerji desteği için çoğumuz kahve ya da kola içeriz; ama bazı kadınlarda kafeinin fazlası ters bir etki yapabilir. Bir uyarıcı olan kafein, fazla miktarda alındığında yorgunluğa neden oluyor. Bu nedenle kafein alımının daha da artırılması sorunun kötüleşmesinden başka işe yaramıyor. Çözüm; yaşantınızdan kafeini mümkün olduğu kadar çıkarın. Bu, sadece kahvenin değil çikolata, çay, kola ve kafein içeren bazı ilaçların da kesilmesi anlamına geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6 - Gizli besin intoleransı&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Besinlerin bize enerji verdiği kabul edilir, ama bazı doktorlar “gizli besin intoleransları”nın bunun tersine yol açtığına inanıyor (besinlere vücudun verdiği ters tepkiye intolerans deniyor). Hafif bir besin intoleransı bile uykunuzun gelmesine yol açabilir. Bu besinlerin farkında olmadan sürekli yenilmesi, kendinizi sürekli yorgun hissetmenize neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;7 - Uyku apnesi riski&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeterli uyku uyumuyorsanız bu bir yorgunluk sebebi olabilir. Ama ya yeterli uyku uyuyup da aslında uykunuzu almadığınızı bilmiyorsanız? Uyku apnesi olarak bilinen durumda siz uykuda iken genellikle her gece birçok kez nefes almanız durmaktadır. Sonuç, gece kaç saat uyursanız uyuyun bütün gün yorgun olmanızdır. Uyku apnesi konusunda uzmanlaşmış bir doktorun yardımıyla uyku laboratuvarında bu hastalığa tanı konulması mümkündür. Uyku apneniz varsa doktorunuz kilo verme ve sigarayı bırakma gibi yaşam tarzı değişimleri önerecektir. (Haberturk) &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-5013585235613605508?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/5013585235613605508/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/05/iste-yorgunluga-neden-olan-etmenler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/5013585235613605508'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/5013585235613605508'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/05/iste-yorgunluga-neden-olan-etmenler.html' title='İşte yorgunluğa neden olan etmenler'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S_1Kws6-U8I/AAAAAAAACDo/5uRiX7WZnpg/s72-c/240520102048540405978_2%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-6860118376175828474</id><published>2010-05-18T10:08:00.002+03:00</published><updated>2010-07-28T15:08:04.429+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Resimli sigaralar piyasada</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S_I88ln70vI/AAAAAAAACBQ/rvBeRxXo-i8/s1600/170520101925280316239_2%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 125px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5472503508798001906" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S_I88ln70vI/AAAAAAAACBQ/rvBeRxXo-i8/s200/170520101925280316239_2%5B1%5D.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Uyguluma başladı. Sigarada resimli uyarı uygulaması başladı. Bir firma, üzerinde yazı ve resimli uyarı bulunan sigara paketlerini satışa sundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıkarılan Yönetmelik ve Kurul Kararları çerçevesinde 1 Mayıs’tan itibaren sigara ile diğer tütün mamullerinde eski üretimlerin son bulmasıyla sadece üzerinde yazı ve resimli uyarı olan paketleri üretmeye başlayan firmalar, yeni paketleri piyasa sürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kapsamda bir firmanın üzerinde yazı ve resimli uyarı olan yeni sigara paketleri raflardaki yerini aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konya’da faaliyet gösteren bir marketin sahibi Halil Demirbağ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yazı ve resimli uyarı olan sigaraların birkaç gün önce satışına başladıklarını belirterek, vatandaşların yeni paketlere farklı tepkiler gösterdiklerini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazılarının resimli paketlerden almak istemediklerini belirten market sahibi Demirbağ, bazı vatandaşların ise bu durumu çok önemsemediğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyarılar, tütün mamulleri paketlerinin en çok görülebilen geniş ön yüzeyinde dönüşümlü olarak bulunuyor ve sınır çizgisi ile birlikte toplam yüzeyin yüzde 65’ini kaplıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vatanın haberine göre, 1 Ocak 2011’den itibaren ise piyasada kesinlikle resimli uyarıya yer vermeyen sigara ve diğer tütün mamulleri satılamayacak.(yazete)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-6860118376175828474?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/6860118376175828474/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/05/resimli-sigaralar-piyasada.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/6860118376175828474'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/6860118376175828474'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/05/resimli-sigaralar-piyasada.html' title='Resimli sigaralar piyasada'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S_I88ln70vI/AAAAAAAACBQ/rvBeRxXo-i8/s72-c/170520101925280316239_2%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-263530189255438890</id><published>2010-05-11T10:03:00.003+03:00</published><updated>2010-07-28T15:08:09.539+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Erkeklik ölüyor</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S-kBdl5nM3I/AAAAAAAAB_I/rZH3vjarLaE/s1600/110520100947569320996%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 193px; FLOAT: left; HEIGHT: 102px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5469904830319768434" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S-kBdl5nM3I/AAAAAAAAB_I/rZH3vjarLaE/s200/110520100947569320996%5B1%5D.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Bilim dünyası erkekler için alarmda. En büyük neden stres ve çevre kirliliği...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Her 5 erkekten biri&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda bilim adamları kendi deyimleriyle ‘küresel ısınma kadar ciddi’ olan bir konuyu tartışıyor. Tartışma konusu erkek neslinin geleceği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmalara göre 1950’lerde erkekteki sperm sayısı 250 milyonken çevre kirliliği, stres ve tarımda kullanılan hormonlar nedeniyle 20 milyona düştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik yapılan araştırmalar 18-25 yaşları arasındaki her 5 erkekten birinin spermlerinin sağlıklı olmadığı hatta bu durumun kısırlığa gittiğini gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kısırlık artıyor&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre dünya genelindeki çiftlerin yüzde 40’ı kısırlık tedavisi görüyor. Bunların yanı sıra DNA’larda erkek cinsiyetini belirleyen ‘y kromozomu’ da gittikçe küçülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Danimarka’daki Kopenhag Üniversitesi Profesörü Niels Skakkebaek “Tüm bu veriler erkek neslinin tükenmeye doğru yol aldığını gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle giderse birkaç nesil sonra dünyada erkek kalmayacak” dedi.(gazetevatan)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-263530189255438890?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/263530189255438890/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/05/erkeklik-oluyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/263530189255438890'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/263530189255438890'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/05/erkeklik-oluyor.html' title='Erkeklik ölüyor'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S-kBdl5nM3I/AAAAAAAAB_I/rZH3vjarLaE/s72-c/110520100947569320996%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3478414178504785570.post-103069267768009482</id><published>2010-05-10T17:01:00.003+03:00</published><updated>2010-07-28T15:08:47.247+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>İlginç ama Gerçek Sağlık Bilgileri!</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S-gRpvpz7JI/AAAAAAAAB-o/pzYrAd26ORU/s1600/dis%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5469641156305611922" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S-gRpvpz7JI/AAAAAAAAB-o/pzYrAd26ORU/s200/dis%5B1%5D.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Beslenmenizde ve yaşam tarzınızdaki ufak değişiklikler sağlığınızı mutlaka etkiler. Uzmanlar, ilginç ama gerçek sağlıklı bilgilerini açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hafta sonunu yatarak geçirmeyin&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boş günlerinizi evde yatarak geçirmeyin. Migren genellikle haftasonu sabahlarında ortaya çıkar. Uyku düzeninizi değiştirmenizin beyninizdeki hipotalamusta negatif bir etki yaratır. Hipotalamus hormonları düzenler ve bu da baş ağrısına neden olabilir. Ayrıca bütün günü evde uyuyarak geçirdiğinizde sabah içtiğiniz kahve ya da çayı da içmemiş olursunuz. Her zaman aynı düzende hareket etmeye çalışın. Eğer çok yorgunsanuz, günün ilerleyen saatlerinde uzanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bütün renklerden yiyecekler tüketin&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel olarak çeşitli renklerde yiyecekler almalısınız. Her renk başka bir sağlıklı antioksidanı ve besini içerir. Meyvelerin içinde bulunan C vitamini, yeşil sebzelerden hatta ıspanaktan bile daha fazla demir emilimini artırır. Alışveriş sepetine çeşitli renklerde yiyecekler koyduğunuzdan emin olun. Trafik ışıklarını düşünün: Biraz yeşil, biraz turuncu ve biraz kırmızı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Dişlerinizi fırçalarken tek ayağınızın üstünde durun&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırtınızı koruyan kaslarınızın çalışması için dişlerinizi fırçalarken tek ayak üzerinde durun. Genellikle çoğu insan bu kaslarını çalıştırmayı bilmiyor. Bu yüzden bu egzersiz bu kasların çalışması için çok kolay bir yol. Bir egzersiz topunun üzerinde oturduğunuzda olan etkinin aynısı yaratıyor. Dişlerinizi tek elinizle fırçalayın ve dişinizi fırçaladığınız elinizin ters tarafındaki ayağınızın üzerinde durun. 1 dakika sonra tam tersini yapın. (village.mynet)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3478414178504785570-103069267768009482?l=www.seventurka.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.seventurka.com/feeds/103069267768009482/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/05/ilginc-ama-gercek-saglk-bilgileri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/103069267768009482'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3478414178504785570/posts/default/103069267768009482'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.seventurka.com/2010/05/ilginc-ama-gercek-saglk-bilgileri.html' title='İlginç ama Gerçek Sağlık Bilgileri!'/><author><name>SE7EN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14715000761275669440</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S8SbR83hPWI/AAAAAAAABv8/p1WXGp0z_BQ/S220/sevenask.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/__ERnkCTW2yU/S-gRpvpz7JI/AAAAAAAAB-o/pzYrAd26ORU/s72-c/dis%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
